Davalarda Verilen Kesin Süre Nedir? Kesin Süreye Riayet Edilmemesi Durumunda Ne Olur?

Paylaş:

Kesin süre, yasanın kendisine hukuksal sonuç bağladığı belli zaman kesitleridir. Kesin süre, bir işlemin yapılması için verilen, verilen süre içinde yapılmadığı takdirde ilgili tarafın işlemi yapma hakkını ortadan kaldırır. Kesin süre,  kanunda düzenlenir veya hakim tarafından takdir edilir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kanun tarafından belirtilen sürelerin kesin olduğunu düzenlemektedir. (HMK m. 94/1) Ayrıca  hakim de verdiği sürenin kesin olduğuna karar verebilecektir, sürenin kesin olduğuna karar verilmediği takdirde ise verilecek ikinci sürenin kesin olacaktır. Burada belirtilen süreler dışında kesin süre söz konusu olamaz. Taraflardan biri mahkemeye veya diğer tarafa kesin süre veremez.

Kanunda Belirtilen Süreler

Kanunda belirtilen süreler, kanun tarafından öngörülmüş sürelerdir. Bunlar; cevap süresi, temyiz süresi gibi süreler olabilecektir. Bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığını mahkeme re’sen gözetecektir. Kanuni süreler hak düşürücü niteliktedir.

Kanunlarda, sürelerin bir kısmı “mahkeme için” bir kısmı ise “taraflar için” öngörülmüştür. Mahkeme için öngörülmüş süreler hak düşürücü nitelikte değildir, işlem belirtilen süreden sonra yapılsa dahi geçerlidir. Taraflar çin kanunda belirtilen süreler kural olarak kesindir ve hak düşürücüdür. Belirtilen süre içinde taraflar gerekli işlemi yapmaz ise o hak düşecektir.

Hakimin Tespit Ettiği Süreler

Hakimin tespit ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak hakim tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilecektir. Hakim tayin ettiği süreyi, iki tarafı da dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak azaltabilir ya da çoğaltabilir.

Hakim süre verirken sürenin kesin olduğunu belirtmemişse, süreyi geçiren taraf yeni bir süre verilmesini isteyebilir. Verilen süre içinde işlemi yapmamış olan tarafa, ikinci kez süre verilebilmesi için tarafın mazeret göstermesi ve bunu ispatlaması gerekmemektedir. Hakimin bu istem üzere vereceği ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.

Hakim tarafından verilecek süre, işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olmalıdır.

Hakimin verdiği süre kural olarak kesin değildir. Sürenin kesin olabilmesi için iki şart gerçekleşmelidir. Bunlar:

  • Hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede, işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkı vardır. Bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kesindir ve bu kesinlik yasadan kaynaklanmaktadır. Bu durumda ikinci kez verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş ve ihtar edilmemiş olsa dahi sonuç değişmez.
  • Hakim, tayin ettiği ilk sürenin de kesin olduğuna karar verebilecektir. Ancak bu durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçları ilgili tarafa ihtar edilmiş olmalıdır.

Kesin Sürenin Amacı Nedir?

Kesin süre ile amaçlanan hedef “adil” ve “hızlı” bir yargılamanın sağlanmasıdır. Aynı zamanda makul sürede yargılamanın yapılması ile adil yargılanma hakkı ile bağlantılıdır. Kesin sürenin bir diğer amacı da “usül ekonomisidir”. Belirtilen sürelerde yargılamanın ve diğer yargılama faaliyetlerinin yapılmasının adil yargılamaya ve usül ekonomisine katkıda bulunduğu açıktır. Kesin süre, davayı uzatmak ve sonucunu geciktirmek amacında olan tarafın bu davranışını önlemek için getirilmiştir.

Kesin Sürede İşlem Yapılmaması Durumunda Ne Olur?

Kesin sürenin öngörülme amacı, davanın uzamasını engellemektir. Bu sebeple belirtilen kesin süreye uymamanın yaptırımı ilgilinin kesin sürede yapması gereken işleme ilişkin hakkının ortadan kalkmasıdır.

Kesin süre hangi tarafa verilmişse o taraf açısından hüküm doğuracaktır.  Örneğin; keşif giderini yatırması için davacıya kesin süre verilir. Kesin süre içerisinde keşif giderini yatırmadığı takdirde davacı keşif delilinden vazgeçmiş sayılacaktır ve bir daha keşif talep edemeyecektir. Ancak bu durum diğer taraf yani davalı açısından hüküm doğurmayacaktır. Verilen kesin süre sadece davacı açısından hüküm doğurur. Bu durum davalının keşif deliline başvurmasına engel teşkil etmeyecektir.

Kesin süreye bağlanan yaptırımların uygulanması için kesin sürede yapılması gereken işler, süreye uyulmadığı takdirde uygulanacak yaptırım kararda açıkça yazılmalı ve karar ilgiliye tebliğ edilmelidir. Belirtmek gerekir ki eğer bu karar “duruşma esnasında” verilmişse, bu hususlar ilgiliye açıklanmalı, tebliğ yerine geçmek üzere ilgiliye ihtar verilmeli ve bu hususlar duruşma tutanağına yazılmalıdır. Kesin süre verilirken yapılması gereken işlerin açıkça belirtilmemesi halinde süre verilmemiş sayılır ve verilen kesin süre hüküm doğurmaz.

Davanın taraflarına, ancak onların tasarrufunda olan işlerin yerine getirilmesi için kesin süre verilebilir.

Kesin Sürenin Amacı Hakkında Yargıtay Kararı

  • Yargıtay HGK 2017/3-3179E., 2021/806 Sayılı Kararında

“Süreye ilişkin normların kabulüyle medeni usül hukukunda gerçekleştirilmek istenen amaçlar; adaletin bir an önce sağlanması, keyfiliğin önlenmesi, mahkemenin aynı işle uzun süre meşgul olmasının, başka ifadeyle diğer dava ve işlere yeterince zaman ayıramaz duruma düşürülmesinin önlenmesi; uluslarüstü ve ulusal nitelikteki emredici normlar uyarınca davanın makul sürede sonuçlandırılmasının sağlanması, yargılamanın belli bir sürede yürütülmesi, başka bir anlatımla yargılamanın adil şekilde yapılmasının sağlanması olarak özetlenebilir.”

Kesin Sürenin Kaçırılması Hakkında Yargıtay Kararı

  • Yargıtay HGK 2016/(7)22-2149E., 2020/264 Sayılı Kararında

“Kesin sürenin kaçırılması; o delile ve hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere düzenlenen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı ve tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.”

Süreye Uyulmadığı Takdirde Uygulanacak Yaptırımın Kararda Açıkça Yazılması ve Kararın İlgiliye Tebliğ Edilmesi Hakkında Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 5. H.D., 2013/4730E., 2013/9260 Sayılı Kararında

“Davacı idare tarafından dava açılırken yatırılan gider avansının yapılacak keşif için yeterli olmayacağı belirtilmek suretiyle 28.05.2012 tarihli tensip kararı ile 1.600,00 TL keşif gider avansının yatırılması için iki haftalık kesin süre içeren tebligat çıkarılmasına karar verilmiş ve bu husus davacı idareye tebliğ edilmiş ise de, ara kararın yerine getirilmemesinin sonuçlarının açıkça gösterilmediği, bu nedenle davanın reddedileceği hususu ara kararına ve çıkarılan tebligata yazılmadığı için, yazılan ihtar usulüne uygun olmadığından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Blog Yazılarımız: Dilekçede Olması Zorunlu Olan Talep Sonucu Nedir?

Av. Tuğçe Çığlı
Av. Serhan Cantaş