Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik (Orantılılık) İlkesi Nedir? (TCK Madde 3)

Paylaş:

Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi, geçmişten günümüze gelişen insan hakları ve bunun sonucunda devletlerin sosyal hukuk devletlerine dönüşmesiyle beraber birçok uluslararası sözleşme ve kanunla güvence altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de sosyal bir hukuk devleti olduğudan devlet otoriteleri bütün vatandaşlarına karşı adaletli ve eşit davranmakla yükümlüdür.

En eski tarihlerden beri otoritelerin görevi suç işleyenlere ceza vermek ve suç işlenmesinin önüne geçmek olmuştur. Eskiden hakim olan düşünceye göre, suçlunun cezalandırılmasının nedeni; suç teşkil eden fiilinden dolayı acı çekmesi gerektiğidir. Ancak bu düşünce zamanla değişmiştir. Ayrıca önceden uygulanan orantısız ve acımasız yaptırımların insan hak ve özgürlüklerinin öne çıktığı günümüz dünyasında uygulanması mümkün değildir. Günümüzde ise yaptırımların amacı şu şekilde açıklanabilir: Suçlunun suç teşkil eden fiilinden dolayı pişmanlık duymasını sağlamak ve toplumu oluşturan bireylerin suç işleme isteklerini törpülemek, onları caydırmak ve hukuka güven duymalarını sağlamak.

Suç işleyen bir kişinin pişmanlık duymasını sağlamak için orantılı bir şekilde yaptırım uygulamak gerekir. Aksi takdirde kişinin topluma kazandırılması imkansız hale gelir. Her birey dini, dili, ırkı, cinsiyeti gözetilmeksizin eşittir. Kanun önünde de adaletli bir şekilde yargılanmayı hak ederler. Bu yüzden adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi, Türk Ceza Kanunu’nda da yerini almıştır.

TCK m.3’te düzenlenen adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi uygulanırken; ceza vermeye yetkili tek otorite olan devlet, diğer bir deyimle onun ceza yargılamasındaki temsilcisi olan hakim, bir özgürlüğü bağlayıcı ceza verilmesiyle amaçlanan yarar ve verilmesi imkan dahilinde olan zarar arasında oransızlık saptarsa, artık bu cezayı vermekten kaçınmalı, başka ceza ve tedbirlere başvurmalıdır. (Özbek, V. ;Doğan, K. ; Bacaksız, P. , (2020), Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, (11.Baskı), Seçkin Yayınevi, Ankara.)

  • TCK Madde 3

(1)Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.

(2)Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Tam Metni

TCK Madde 3 Gerekçesi

Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir. Yine bireylerin hukuka olan güvenlerinin pekişmesi ve cezanın caydırıcılık etkisinin doğru biçimde gösterilebilmesi için de ceza hukukunun temel ilkelerinden olan oranlılık ilkesine uymak gerekir. Madde ile bu hususa ceza kanunda açıkça yer verilerek, ceza kanunun adaletçi bir karaktere sahip olduğu da vurgulanmak istenmiştir.

Geçmişte ve günümüzde, insanın ırk, din, düşünce veya cinsiyeti nedeniyle uğradığı haksız muamelelerin önlenmesi, insanlık camiasının temel uğraşlarındandır. Ceza hukuku araçlarıyla yapılan ayrımcılık ise insana yönelik yapılan en zalimane uygulamalardan biridir. Özellikle totaliter rejimlerdeki ayırımcılığın ortaya çıkardığı felaketler insanlık tarihinde unutulamayacak acı izler bırakmıştır. İşte bu nedenlerledir ki insan haklarıyla ilgili uluslararası sözleşmelerde ve Anayasamızda ifade edilen eşitlik ilkesine yer verilerek, ceza kanununun insancıl niteliğe sahip olduğuna da işaret edilmektedir. Ceza kanunlarının düzenlenmesinde ve uygulanmasında bireyler arasında herhangi bir sebeple ayırım yapılmamasının ifade edilmesi, aynı zamanda hukuk devletinin özünü oluşturan insan onurunun korunmasının ceza kanununda da temel değer olarak benimsenmesi anlamına gelmektedir.

Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi Yargıtay Kararları

  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2018/7458E. ve 2019/16914K. Sayılı Kararı

Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması nedeniyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.

İkincisi ise yasalarda orantılılık ilkesi gözetilse dahi bunu uygulayacak yargıca yönelik olanıdır. Yargıç soyut normu uygularken cezanın türünün belirlenmesinde ve alt üst sınır arasında cezayı bireyselleştirmede orantılılık ilkesine uygun hareket etmek ve suç ile faile verilen cezanın ölçülü olmasını sağlamalıdır.

Somut olayda sanığın müşteki …’in boğazına sarılma ve …’ı yumruklama şeklindeki eylemden dolayı TCK’nın 86/2. madde de öngörülen hapis veya para cezalarından hapis cezası seçilmek suretiyle sanık aleyhine uygulama yapılmış aynı zamanda maddede yer alan dört aydan bir yıla kadar hapis cezası sınırları içerisinde dokuz ay hapis cezası seçilerek alt sınırdan çok uzaklaşılmak suretiyle sanık hakkında sonuç olarak ayrı ayrı teşdiden on üç ay on beş gün hapis cezasına hükmedilmiştir.

Sanığa yükletilen yaralama suçunda 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkı kullanılarak temel cezanın belirlenmesi yerine, kanun maddesinde yer alan ifadelerin tekrarlanması suretiyle temel cezanın üst sınıra yakın belirlenmesi suretiyle aynı Kanun’un 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi ile hak ve nasafet kurallarına muhalefet edilmesi nedeniyle kararın bozulması yerine onanması..

  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 2017/5935E. ve 2019/698K. Sayılı Kararı

5237 sayılı TCK’nın “Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki, “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “Orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır.

Somut olayda; sanık … tarafından, katılana ait olan aracın çalındığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d maddesini ihlal eden sanığın eylemi dikkate alınarak TCK’nın 61. maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek temel ceza belirlenirken alt sınırdan ayrılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2007/27117E. ve 2008/6310K. Sayılı Kararı

Sanık Ferhat’ta net 18 gram, sanık Hasan’da ise net 2700 gram esrar ele geçirilmiş olmasına göre, TCK’nın 3/1. maddesinde öngörülen “orantılılık” ilkesine aykırı olarak, hukuki dayanağı bulunmayan matematiksel hesaplamalar sonucu temel gün para cezasının alt sınır çok aşılmak suretiyle 5003 gün olarak belirlenmesi
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün istem gibi (BOZULMASINA) karar verildi.

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2018/5236E. ve 2018/19177K. Sayılı Kararı

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yaşanan kavga olayında ilk haksız eylemin kim tarafından gerçekleştirildiği hususunun tespit edilememesi nedeniyle, sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca (1/4) oranında indirim uygulanması gerekirken, TCK’nin 3. maddesinde belirtilen orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde, (1/2) oranında indirim uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş…,,

  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2018/5140E. ve 2018/6459K. Sayılı Kararı

Mahkemece atılı suçtan hüküm kurulduğu sırada gerek temel ceza belirlenirken gerekse zincirleme suç nedeniyle aynı Kanunun 43/1 ve 43/2 maddeleri uyarınca cezada arttırım yapılırken, 5237 sayılı TCK’nın 61/1. Maddesinin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması ve bu kapsamda dosya içeriği de nazara alınarak alt sınırdan makul bir oranda uzaklaşılarak temel ceza ile 43. maddenin tatbikinde uygulanacak arttırım oranlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kanun maddesinde yer alan ifadeler tekrarlanmak suretiyle temel ceza ile arttırım oranlarının alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmek suretiyle aynı Kanunun 3/1 maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi ile hak ve nesafet kurallarına muhalefet edilmesi karşısında anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü gerekirken esastan reddine hükmedilmesi,..

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2017/1343E. ve 2017/2153K. Sayılı Kararı

5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. 5237 sayılı TCK’nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3/1. maddesi uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.

Bu itibarla; kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hakimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir, ancak Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Yasa metinlerdeki ifadelerin tekrarı bu metinlerdeki genel nitelikli ölçütler somut olaya ve failine özgülenmediği müddetçe yeterli bir gerekçe değildir.

  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 2019/4038E. ve 2019/14139K. Sayılı Kararı

5237 sayılı TCK’nun “Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki, “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “Orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır.

Somut olayda; müştekinin yardım etmek amacıyla aracına aldığı sanık tarafından, dosya içeriğindeki takdiri kıymet tutanağına göre müştekinin 20.000.00 TL değerindeki aracının çalındığının anlaşılması karşısında; sanığın eylemine 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek, temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,

  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2014/7127E. ve 2014/12561K. Sayılı Kararı

Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçundan dolayı Kocaeli 1 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan O.. E..’in, eş görüşme ödülünden faydalandırılmasına dair Kocaeli İnfaz Hakimliğinin 21.11.2013 tarihli ve 2013/3863 esas, 2013/4254 sayılı kararını müteakip, hükümlünün saati ve yeri cezaevi idaresince belirlenmek üzere bir aylık sürelerle (ödül şartlarını kaybetmediği sürece) eş görüşme ödülünden faydalandırılmasına ilişkin anılan Mahkemenin 03.03.2014 tarihli ve 2013/3863 esas, 2013/4254 sayılı kararı ile ilgili olarak;

Hükümlü ve tutuklulara; ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, felsefi inanç, milli veya sosyal köken ve siyasî görüşleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve sırf bu nedenlerle ayrıcalık tanınamaz.

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2016/9837E. ve 2018/12352K. Sayılı Kararı

Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle TCK’nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği, TCK’nın 3/2. maddesi uyarınca “Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz” hükmünün belirlendiği göz önüne alınmaksızın, temel cezanın tayinine ilişkin birinci hüküm fıkrasında “sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu” gerekçe gösterilerek ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı olup…

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2015/9569E. ve 2015/28203K. Sayılı Kararı

5237 sayılı TCK’nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinde de;”(1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, millî veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz” biçimindeki hüküm ile cezanın belirlenmesinde gözetilecek “eşitlik” ve “orantılılık” ilkelerine vurgu yapılmıştır.

Kamu davasına konu somut olayda adli sicil kaydında sabıkası bulunmayan ve eylemin kanun metninde belirtilen tipik şekle oranla suçun işlenişi, kastın yoğunluğu ve vehamet yönünden farklılık arzetmeyen sanık hakkında alt sınırdan ayrılmasını gerektirir bir neden bulunmadığı halde, dosya içeriğine uygun düşmeyen ve yasal olmayan gerekçeyle hakkında teşdit uygulanması usul ve kanuna aykırı olmuştur.

Blog Yazılarımız:TCK madde 2 Suçta ve Cezada Kanunulik İlkesi Nedir?

Stj. Av. Ezginur Aktaş
Av. Serhan CANTAŞ