Açıklama Yazılmadan Gönderilen Banka Havaleleri – EFT’leri

AÇIKLAMA YAZILMADAN GÖNDERİLEN BANKA HAVALELERİ

GİRİŞ

Teknolojinin bir getirisi olarak artık banka aracılığı ile yapılacak ödemelerde mobil bankacılık tercih edilmektedir. Bu yazıda mobil bankacılık üzerinden ödünç veya borç ödemesi olarak gönderilen havalelerin açıklama kısmının boş olması durumunda ortaya çıkacak mağduriyetlerin neler oluğu ve dikkat edilmesi gereken hususlardan bahsedilmektedir.

Mobil bankacılık, günlük ödemeler ve özellikle ticari işletmelerin yapacak olduğu ödemeler için vazgeçilmez bir araçtır. Ama mobil bankacılık uygulamaları vasıtasıyla gönderilen havalelerin açıklama kısmı çoğu zaman dikkatli bir şekilde doldurulmamakta ve bu durum zaman zaman hak kayıplarına sebebiyet vermektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu 102. Maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır… düzenlemesi yer almaktadır. Bir arkadaşa ödünç olarak gönderilmiş olan açıklamasız havale Yargıtay uygulaması gereğince borç para sayılır yani gönderilen para karşı tarafa borcunuzu ödediğinize karine teşkil eder. Bu yüzden banka dekontlarının açıklama kısmına paranın neden gönderildiğinin yazılması gerekmektedir. Bu karinenin aksini ispat külfeti ise parayı gönderen havale göndericisi üzerindedir.

HAVALENİN HUKUKİ NİTELİĞİ

Havale; havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir. Banka havaleleri ise Yargıtay, ödeme vasıtası olarak kabul etmektedir. Yani, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Bu sebepledir ki ticari ilişkilerde cari hesap ilişkileri nedeni ile gönderilen havalelerin gönderim nedeni özellikle şerh düşülmelidir. Taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu durumlarda ise bunun tersini kanıtlamak zor olacaktır.

İSPAT YÜKÜ

Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayanağı olan olguların doğru olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesine ispat denir. İspatın konusunu tarafların anlaşamadıkları olgular oluşturur. İşte bu olgulardan biri olan açıklama olmaksızın gönderilen havalelerin nedenini ispat etmek bu noktada önemlidir.

HAVALE ALICISININ AÇIKLAMA OLMADAN GÖNDERİLEN PARANIN GELDİĞİNİ KABUL ETMESİ HALİNDE İSPAT YÜKÜ YER DEĞİŞTİRİR Mİ?

 Banka havalesinin iadesi talebi ile açılan davalarda hukuki çözüm ikrarın aslı ve ikrarın bölünüp bölünemeyeceği durumlarda karışmaktadır. Açıklama olmadan gönderilen havalelerde muhatap havalenin geldiğini kabul etmektedir. Havale alıcısının bu beyanı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 188. maddesi gereğince kabul olarak kabul edilmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda kabulün tanımı yapılmamıştır. Öğretideki tanımlamalara göre ise, kabul (dar anlamda kabul), görülen bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürdüğü ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek özelliği olan maddi vakıanın doğru olduğunu kabul etmesidir.

İçeriği itibariyle kabul, ya basit , ya vasıflı ya da bileşik özellikte olabilir. Basit ikrar, karşı tarafın ileri sürdüğü olguların doğru olduğunun, herhangi bir kayıt ya da şart göstermeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan olgular artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; yani bunların ayrı ayrı kanıtlanmasına gerek kalmamaktadır. Gerekçeli ikrarda karşı tarafın ileri sürmüş olduğu maddi olgunun varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki vasfının ileri sürülenden başka olduğu bildirilir ve vasıflı ikrarın bölünemeyeceği kabul edilir.

Bileşik kabulde ise, bir tarafın sunduğu olgu karşı tarafça tamamı ile kabul edilmekle ; yani, olgunun doğru ve gösterilen nitelikte olduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir olgu eklenir ki, eklenen bu olgu, ya kabul edilen olgunun hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller veya onu hükümsüz kılar. Bileşik kabul, kabule konu olgu ile, ona eklenen olgu arasında bir bağlantı olup olmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.

Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, bu sebeple, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü olmadığı kabul edilmekte, savını ispatlama yükümlülüğü karşı tarafa aittir.

İspat konusunda özellikle belirtmek gerekirse vasıflı ikrarın bölünemeyeceğini açıktır. Açıklamasız gönderilen havalenin senetle ispat sınırını aşması halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202. maddesinde belirtilen nitelikte bir belgenin olmaması durumunda tanık dinletmek de pek mümkün değildir.

AÇIKLAMA OLMADAN BANKA HAVALESİYLE GÖNDERİLEN PARANIN SENETLE İSPAT SINIRINI AŞMASI HALİNDE, PARANIN İADESİ NOKTASINDA TANIK DİNLETMEK MÜMKÜN MÜDÜR?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202  “Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir”. Delil başlangıcı, sav konusu hukuki işlemin bütünüyle ispatına yeterli olmaz ve söz konusu hukuki işlemi mümkün gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belgedir.

Kanun ve Yargıtay içtihatları, açıklama olan banka havale dekontları delil başlangıcı olarak kabul edilmekte ve havale göndericisi tarafından ispat konusu vakıa için tanık dinletilebilir. Fakat yüksek mahkemenin yerleşik içtihatları açıklamasız dekontun delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği ve bu konuda tanık dinletmenin de mümkün olmayacağı yönündedir.

YAZILI DELİL BAŞLANGICI SAYILAN BELGELER

Yazılı delil başlangıcı sayılan belgeler; borçlu tarafından el ile yazılmış fakat imzasız olan bir senet ya da mektup delil başlangıcı sayılır. Bono veya çek, başka bir hukuki ilişki için delil başlangıcı sayılabilir. Yargıtay’ın bir kararına göre, süresinde ibraz edilmeyen çek, temel borç ilişkisi için yazılı delil başlangıcı teşkil edebilir. Zamanaşımına uğramış çek ve senet, asıl borç ilişkisine de dayanarak 10 yıl içerisinde açılan alacak davasında asıl borç ilişkisi için delil başlangıcı sayılır.

Açıklanan özellikte bir yazılı delil olmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakta ve bunun var olduğunu tespit edecek karşı taraf elinden çıkan yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa ilgili olgu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 202. Maddesine göre “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.

AKRABALIK İLİŞKİSİ HALİNDE TANIK DİNLETMEK

Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 203 :

  • (1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir:

a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.

b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler.

c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler.

ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları.

d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları.

e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli.

 Bu maddeden hareketle, akrabalar arasında açıklamasız ve ödünç olarak gönderilen banka havalelerinin ispatında tanık dinletme dahil her türlü delil ile başvuru yapılabileceği anlaşılmaktadır.

YEMİN DELİLİNE DAYANMAK

Yemin, taraflardan birinin bir olgunu doğru olup olmadığı hususunda namusu, şerefi ve kutsal saydığı bütün inanç ve değerleri üzerine beyanda bulunmasıdır. Yemin kesin deliller arasında sayılmıştır ve  bir olgunun doğru olup olmadığına yemin edilirse, artık o olgu hakkında başka delil gösterilmesine gerek olmamaktadır. Bu nedenle yargıya taşınmış fikir ayrılıklarında tarafların delillerini sunarken yemin deliline dayanmaları çok önemlidir. Çünkü yemin deliline dayandırılmış olan tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılmaması yüksek mahkeme tarafından bozma nedeni sayılmıştır.

Banka havalesi yoluyla ödünç para verirken veya ticaret hayatında bir mal ya da hizmetin ücreti banka üzerinden havale ile ödenirken açıklama kısmının dikkatlice doldurulması ve gönderilen paranın “ borç para”, “borç vasfındadır”, “geri verilmek üzere”, “ x malın  veya hizmetin bedeli” gibi nedeni yazılmalıdır. Yazılmadığı vakit, açıklama olmaksızın gönderilen para mevcut bir borcun ödemesi olarak kabul edilmekte olup bu konuda önemli hak kayıpları yaşanmaktadır.

Blog Yazılarımız:

KAMBİYO SENETLERİNE ÖZGÜ HACİZ YOLUYLA İCRA TAKİBİ

Stj. Av. Sümeyye Nur Karakuş
Av. Serhan Cantaş

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir