TMK Madde 2 – Hakların Kullanılması ve Dürüstlük Kuralına Uyma Zorunluluğu Nedir?

Paylaş:

Dürüstlük kuralı, hakların kullanılması hakkın sağladığı yetkilere göre değişmektedir ancak bütün hakların kullanılmasında uyulması gereken bir kural vardır ve bu kural, Türk Medeni Kanunu’nun 2.maddesinde ifade edilen dürüstlük kuralına uyma yükümlülüğüdür. Bir hak dürüstlük kuralına aykırı kullanılırsa kötüye kullanılmış olur. Fakat dürüstlük kuralı bir davranış kuralı olarak yalnızca hakların kullanılmasında değil, borçların ifasında da uyulması gereken bir kuraldır.

  • Madde 2- Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

TMK Madde 2 Gerekçesi

Maddenin konu başlığı “Medenî hakların şümulü” yerine “Hukukî ilişkilerin kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten de yürürlükteki Kanunun 2 ve 3’üncü maddelerinde kişilerin medenî haklarının kapsamı değil, kişilerin hukuk ilişkilerinde hak kazanmaları ile borçlarını ifa etmelerinin kapsamı düzenlenmiştir. Bu sebeple 2, 3 ve 4’üncü maddelerin konu başlığı olarak “Hukukî ilişkilerin kapsamı” deyimi kullanılmıştır.

Yürürlükteki Kanunun 2’nci maddesinde, kişilerin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlü oldukları düzenlenmektedir. Gerek öğretide gerek yargı kararlarında bu maddenin “doğruluk ve dürüstlük kurallarına” ilişkin genel ilkeyi ortaya koyduğu kabul edilmektedir. Maddenin içerik ve amacına uygun olarak kenar başlığı bu sebeple, “Dürüst davranma” olarak değiştirilmiştir. Bu deyim, bir sonraki maddede yer alan sübjektif iyiniyet ile bu maddede düzenlenen iyiniyeti birbirinden ayırt etmeye hizmet etmesi bakımından da daha isabetli görülmüştür.

Madde içerisinde de iyiniyet sözcüğü yerine “dürüstlük kurallarına uymak” ifadesi kullanılmıştır. Maddenin ifadesi anlaştırılmak suretiyle daha anlaşılır bir şekle ölçülmüştür. Maddede, ayrıca ödevi de ifade edecek şekilde geniş anlamda “borç” ibaresine yer verilmiştir.

Dürüstlük Kuralı Nedir?

Dürüstlük kuralı, bir kimseden, namuslu, dürüst ve makul bir insan olarak beklenen davranışı ifade eder. Bu davranışların ölçütü ise toplumların ahlaki ölçülerine ve adetlerine göre belirlenir. Dürüstlük kuralı hukukun her alanında daima dikkate alınması gereken bir temel hukuk ilkesidir.

Hakkın Kötüye Kullanılması Nedir?

Bir hakkın amacına aykırı olarak kullanılması dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından o hak kötüye kullanılmış olur. Hakkın kötüye kullanılması bütün haklar için söz konusu olabilir. Bir hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı, her somut olayın kendi şartlarına göre değerlendirilir. Hakkın kötüye kullanıldığını kabul etmek için failin kusurlu olması ve zarar verme kastının bulunması zorunlu unsur değildir.

Hakkın kötüye kullanılmasının yaptırımı, TMK’da “Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” şeklinde belirtilmiştir. Hakkın kötüye kullanılmasının kanunen korunmaması, her şeyden önce, kötüye kullanılan hakka dayanan taleplerin veya savunmaların mahkemece dikkate alınamayacağını gösterir. Bazen, kötüye kullanılan haktan zarar gören kimseye bu zararını gidermek üzere bir dava hakkı tanınarak hakkını kötüye kullananın davranışı yaptırıma bağlanmış olur. Bu dava; zararın önlenmesi, zarar verici durumun giderilmesi davaları olabileceği gibi tazminat davası da olabilir. Hakkın kötüye kullanılmış olması savunma olarak ileri sürülmese de hâkim dava dosyasında yazan mevcut bilgiyi re ’sen dikkate alarak böyle bir durumu ileri sürebilir.

Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağının Uygulama Alanları Nedir?

Doktrinde yazarların çoğunluğu tarafından dürüstlük kuralının uygulama alanı ile, hakkın kötüye kullanılmasının uygulama alanı ayrı ayrı ele alınmaktadır. Maddede belirtilen hakların kullanılması ve borçların ifası konuları dışında dürüstlük kuralı aşağıdaki alanlarda da önemli uygulama alanına sahiptir. TMK madde 2’nin belirttiği alanlar dışında sıklıkla;

  1. Kanunun yorumlanmasında ve boşlukların doldurulmasında,
  2. Kanuna karşı hilenin önlenmesinde,
  3. Hukuki ilişkinin oluşması, yorumlanması ve tamamlanmasında,
  4. Borçların doğumunda,
  5. Sözleşmede değişiklik yapılmasında veya sözleşmenin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesi Uygulanırken Göz Önünde Tutulacak Esaslar Nelerdir?

Karşılaşılan her hukuki sorunu dürüstlük kuralı ile çözmeye çalışmak hukuki güvenliği ortadan kaldırır. TMK m.2 gelişigüzel kullanılabilecek bir hüküm değildir. Hâkim TMK m.2’ye dayanılması gereken durumlarda bunu kendi inisiyatifiyle ele almak zorundadır. Ayrıca hâkim TMK m.2’ye dayandığı her olayda bu uygulamanın somut gerekçelerini açıklamak zorundadır. Hâkimin bu konuda keyfi bir şekilde takdirde bulunması mümkün değildir.

TMK Madde 2 Dürüstlük Kuralı ile İlgili Yargıtay Kararları

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 2018/2715 E., 2019/281 K. sayılı kararına göre,

Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin Emniyet Müdürlüğü’ne yazdığı müzekkerenin hatalı olduğunu, yeniden müzekkere yazılması talebinin reddedilmesinin ve taraf değişikliği ile davanın …’e yöneltilmesine karar verilmesi gerekirken husumetten red kararının hatalı olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.6100 Sayılı HMK ilgili maddesinde “Ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası olmaksızın hakim tarafından kabul edilir” hükmü düzenlenmiştir. Mahkeme’nin … D.İş sayılı dosyasında, davalı … ‘ın bina yöneticisi olarak alınan beyanında “iş yerinin sözleşmede … adına kayıtlıdır, söz konusu işyeri uzun süredir kullanılmamaktadır. Sadece numune ürünler bulunmaktadır, bunun dışında herhangi bir ürün yoktur, bunun dışında işyeri ile ilgili bilgim yoktur” şeklinde beyanda bulunduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde … isimli kişinin TC numarasını bildirdiği , husumet itirazında bulunduğu görülmekle, dava açılmadan davacı vekilinin işyerinin davalıya ait olmadığını,… isimli kişiye ait olduğunu öğrendiği, taraf değişikliği talebinin maddi hatadan kaynaklandığını ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığını ileri süremeyeceği kanaatiyle, mahkeme kararının yerinde olduğuna, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 2018/968 E., 2021/344 K. sayılı kararına göre,

Açıklanan gerekçelerle davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun yukarıdaki gerekçelerle kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, davalı markasının tescilli olduğu 25. Sınıfta ve 35. sınıfta hükümsüzlüğüne, davalının web sitesi alan adında “onlinelaleli” ibaresini kullanımının, tescilli markasından farklı olduğu, davacı markalarıyla iltibas yarattığı ve ticari dürüstlüğe aykırı olduğu kanaatiyle, web sitesine erişimin engellenmesine ve alan adının iptaline, hükmün ilanına, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, birleşen davaya yönelik hükmün aynen tekrarına karar verilmiştir.

Tazminat Davası Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2013/10351 E., 2014/48 K. sayılı kararına göre,

Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur. Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı definin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı definin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir.(K. Oğuzman, T. Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) Zamanaşımı definin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir. Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir.

Genel Kurul Kararının İptali İstemi Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2018/195 E., 2018/204 K. sayılı kararına göre,

Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3) ispat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hâkim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hâkimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının yürürlüğünün durdurulmasını talep ettiği, davalı şirketin genel kurulunda alınan 3, 5, 7, 9, 10 ve 12 nolu kararlarının pek çoğunun muhasebe bilgisini gerektirmesi nedeniyle kanunun emredici hükümlerine ve dürüstlük kuralını aykırı olup olmadığının ancak taraflarca gösterilecek delillerin toplanması ve yapılacak yargılama sonucunda tespit edilebileceğinden ve davanın esasını etkileyecek nitelikte de tedbir kararı verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesinin gerekçesine göre yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

İstirdat Davası Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2022/1915 E., 2023/316 K. sayılı kararına göre,

Taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurallarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda genel işlem koşulu içeren sözleşmede, dürüstlük kuralına aykırı ve karşı tarafın aleyhine olacak hükümler varsa, bu hükümler hiç yazılmamış (hükümsüz) sayılacaktır.

Davaya konu sözleşme, davacının durumunu dürüstlük kuralına aykırı şekilde ağırlaştırır nitelikte olmadığından, haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyeceği gibi sözleşmenin açık hükmünde doğal gaz kesintisi halinde yayınlanan saatlik Nihai Piyasa Takas Fiyatları üzerinden Müşteri’ye faturalandırılacağının açık olarak düzenlendiği, imzası inkâr edilmeyen sözleşmenin taraflar açısından geçerli ve bağlayıcı olduğu bir sözleşme olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bunlara göre yapılan değerlendirmede, davalı tarafından yapılan tahakkukun sözleşmeye uygun olduğu bilirkişi raporlarıyla belirlenerek karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.

Alacak Davası Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2017/875 E., 2018/882 K. sayılı kararına göre,

Taşlama makinesi konusuna gelince, her ne kadar davacı iş sahibi şirket tarafından makinenin yeni yere kurulmasının istenmesi nedeniyle kurulumu sonraya bırakılmış ise de, davacı tarafından daha sonra davalıdan makinenin kurulumunun talep edilmediği, dava sırasında davalının eski çalışanı tarafından kurulduğu, yapılan keşifte makinenin çalışır durumda olduğu anlaşıldığından, taşlama makinesi yönünden imzalanan sözleşmenin feshini istemenin dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağından mahkemece bu talebin reddine karar verilmesi de isabetli olmuştur.

Menfi Tespit Davası Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 2019/816 E., 2021/2026 K. sayılı kararına göre,

Davalı taraf, davacı aleyhine çeke dayalı takip başlatmış, davacı taraf ise çekteki imzayı inkar etmiştir. Yargılama sırasında alınan grafolog bilirkişi raporunda; takip ve dava konusu çekin ön yüzünde davacıya atfen atılı imzanın davacının eli ürünü olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Dolayısıyla bu yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir. Davalı vekilince daha önceden İcra Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı ve takibin iptaline karar verildiğini, bu nedenle huzurdaki davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gibi bu durumun dürüstlük kuralına da aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bilindiği üzere İcra Hukuk Mahkemeleri dar yetkili mahkemeler olup kural olarak verdikleri kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Hukuki yarar bulunan bir konuda dava açılması dürüstlük kuralına aykırı davranış olarak nitelendirilemez.

Tapu İptal ve Tescil Davası Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1991/4707 E., 1991/4555 K. sayılı kararına göre,

Yönetim kurulunun kararında davacıların parasal edimlerini yerine getirmediklerinden bahisle ihraç edilmiş olmalarına, davacılara gerekli ihtarların yapılmamış bulunmasına, davalı kooperatifin davacıları ortaklığa kabul edip yıllarca aidat tahsil ettiği, davacıların ortak sıfatlarına hiçbir itiraz yöneltilmediği, genel kurul toplantılarına davet edilip, kuraya iştirak ettirildikleri böylece davacıların ortak sıfatı yıllarca benimsendikten sonra, davacıların bir kısmının reşit bulunmadıklarının ileri sürülmesi dürüstlük kuralına açıkça aykırı bulunduğu, kaldı ki kooperatif ortaklığına kabulün yetkili organın bu husustaki kabulüyle olabileceği gibi, yaptığı ödemelerin kooperatifçe kabul edilmesi suretiyle zımnen olabileceğine göre davalı vekilinin karar düzeltme talebinin bu nedenlerle reddine karar verilmek gerekir.

Endüstriyel Tasarım Tecavüzün Tespiti İstemi Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 2018/2328 E., 2019/1349 K. Sayılı kararına göre,

“HMK’nın ilgili maddesinde de, taraf değişikliğinin karşı tarafın açık rızası ile yapılabileceğini, şartları varsa kabul edilebilir maddi bir hatadan kaynaklanan dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin de rıza aranmaksızın kabul edileceğinin düzenlendiği, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde dayandığı Yargıtay kararlarında davalının hatalı gösterilmesi nedeniyle davacıya taraf değişikliği imkanının verildiği oysa somut olayda, davacı adına korunabilir tasarım tecil başvurusu yada patent başvurusu bulunmadığı, dava dışı şirket adına başvuru yapıldığı, davacı vekilinin dava açmadan önce bu belgeleri incelemesi, dava dilekçesine eklemesi hatta TPMK online kayıtlarından başvurunun hangi aşamada olduğunu araştırdıktan sonra dava açması gerekirken vekili olduğu ve hak sahibi olmayan davacı adına dava açmasının maddi hatadan kaynaklandığı ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığının ileri sürülemeyeceği…”

İptal Davası Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2018/1685 E., 2019/542 K. Sayılı kararına göre,

Davacıların şirketle yaptıkları protokol ile şirkete yetki verdikleri hususta, ayrıca kurucusu ve paydaşı oldukları şirketin ana sözleşmesi ile şirkete yetki verilen hususta olağan genel kurulda alınan kararın iptali için dava açmalarının dürüstlük kuralına aykırı olacağı açıktır.

Şikâyet İstemi Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2017/384 E., 2017/326 K. Sayılı kararına göre,

Dava dosyasına yansıyan ve şikayet eden şirketin yine 3.şahıs sıfatıyla haciz ihbarnamesine itiraz dilekçesi sunmuş olduğu davadışı Bingöl İcra Müdürlüğü’ nün 2016/2520 sayılı icra dosyasında şikayet edenin bizzat kendi vekilince unvanının “…. Construction” olarak beyan edildiği de görülmekle, şikayet edenin vaki şikayetinin TMK 2. maddedeki dürüstlük kuralına aykırı olduğuna dair yerel mahkeme gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamış, açıklanan nedenlerle şikayet edenin istinaf itirazlarının reddi ile, hüküm kurulması gerekmiştir.

Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali İstemi Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2017/575 E., 2018/486 K. Sayılı kararına göre,

TTK 394. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ücret, ikramiyeye prim ve yıllık kardan pay ödenmesine karar alınabilir. Ancak, TTK 445. maddesine göre, bu konuda alınacak genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bulunmaması gerekir… …Genel kurul toplantısında davacı yönetim kurulu üyeliğinden çıkarıldıktan sonra yapılan genel kurul toplantısında diğer iki yönetim kurulu üyesine ücret ve huzur hakkı ödenmesine yönelik karar, şirketin faaliyet gelirinin bulunmaması, gelirinin faaliyet dışı kalemlerden oluşması ve yöneticilerin olağanüstü bir çalışma yapmalarını gerektiren bir faaliyetinin bulunmaması karşısında dürüstlük kuralına aykırıdır.

Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat Davası Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2021/1200 E., 2023/1521 K. Sayılı kararına göre,

“…,davalı tarafın faaliyetinin paralel ithalat niteliğinde olduğu, söz konusu faaliyetin ise hukuka uygun bir ticari faaliyet olarak kabul edildiği, davalı tarafça piyasaya sürülen ürünlerin etiketlerin kozmetik mevzuatına uygun olduğu, davalının dürüstlük kuralına ve emek ilkesine aykırılık teşkil eden bir eylemin mevcut dosya kapsamında ispatlanamadığı, bu itibarla davacı tarafça haksız rekabetin ispatlanamadığı kanaatine varıldığından, davanın reddine dair ilgili şekilde karar verilmiştir.”

İhtiyati Haciz İstemi Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2021/171 E., 221/335 K. Sayılı kararına göre,

HMK’da düzenlenen derdestlik kuralının kıyasen uygulanması halinde aynı olay ve konuyla ilgili iki ayrı mahkemenin karar vermesinin söz konusu olamayacağı, aynı konuyla ilgili olarak iki ayrı mahkemede her ne olursa olsun iki ayrı ihtiyati haciz talebinin, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup HMK’nın 29. Maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağından, mükerrer talebin reddi gerekir.

Limited Şirket Genel Kurul Kararının İptali İstemi Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2019/493 E., 2021/244 K. Sayılı kararına göre,

Davalı şirketin incelenen ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi tespitleri uyarınca davalı şirketin son dört yıl zarar edip, uzun süre ortaklarına kar payı dağıtamayan şirket olduğu da gözetildiğinde, 9 nolu karar ile şirket müdürüne  aylık bürüt 15.000 TL maaş   verilmesi yönündeki kararının dürüstlük kuralına uygun olmadığı sonucuyla kurulan hüküm de isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekilinin istinaf başvuru sebepleri yerinde görülmemiştir.

Kesintilerin İadesi İstemi Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 2018/1380 E., 2020/71 K. Sayılı kararına göre,

Zira davacı yürürlükteki bu yasaları bilerek sözleşmeyi imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak davalı bankadan aldığı emekli maaşından kesilmesi için sözleşme tarihinden sonra taahhüt verdiğine göre artık davalı ….bankın ….bankı aldığını bilmediği ve sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. Ayrıca bankanın yaptığı işlemin sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğu kabul edilemez.

Kıdem Tazminatının Ödetilmesi İstemi Dürüstlük Kuralı Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/8989 E., 2017/4005 K. Sayılı kararına göre,

Davacı işçinin, davalı işyerinde çalışırken tarihinde başka işyerinde sigorta giriş kaydının yapıldığı ve tarihli dilekçesi ile tarihinden itibaren yedi günlük yıllık izninin kullandıktan sonra yasal haklarının ödenerek ilişiğinin kesilmesini talep ettiği, tarihine kadar çalıştığı, ancak iş sözleşmesi sona ermeden başka işyerinde sigorta giriş kaydının olduğu anlaşılmıştır. İşyerinde çalışması devam ederken başka bir işveren ile sözleşme imzalayan davacının “ iş akdini yaş hariç emeklilik şartlarını yerine getirdiği gerekçesi ile kıdem tazminatı talep etmesi dürüstlük kuralına aykırıdır.” Davacı dürüstlük kuralına aykırı davranmıştır. Kötüye kullanılan hakkı hukuk korumamalıdır.

Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak Davası Dürüst Davranma Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2017/294 E., 2017/482 K. sayılı kararına göre,

Dava dilekçesinde dava değeri 2.520.000,00 TL olarak gösterilmesine rağmen harç 63.000,00 TL üzerinden yatırılmış, mahkemece yargılama sırasında gösterilen dava değeri üzerinden harç eksiği giderilmemişse de, dava red ile sonuçlandığından bu husus üzerinde durulmamıştır. Yine mahkemece dava dilekçesinde dava değeri olarak belirtilen ve davalı itiraz etmediğinden tarafların zımnen uzlaştıkları 2.520.000,00 TL’lik bedel üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmiştir. Mahkemece harç ikmalinin sağlanmaması, takdir edilen vekalet ücreti yönünden davalı aleyhine sonuç doğurmamalıdır. Nitekim davacının, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden harç yatırması gerektiğini istinaf başvuru dilekçesinde de belirttiği şekilde bilmekte olduğu ancak dava red ile sonuçlanıncaya kadar bu hususu belirtmek suretiyle harç eksiğini giderme yoluna gitmediği, açtığı davanın red ile sonuçlanması ve dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdiri üzerine bu hususu istinaf sebebi yapmış olması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesindeki “Dürüst Davranma” ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

Haksız Müdahalelerin Önlenmesi Dürüst Davranma Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2018/12969 E., 2021/2324 K. sayılı kararına göre,

“…tesiste mülkiyet hakkının davacıya ait olduğu tartışmasız ise de söz konusu tesisle birlikte arsanın davacının da bizzat imzası bulunan köy kararı ile davalılara kiralandığı ve aralarında kira ilişkisi olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacının, davalıların yapılarda hakları bulunmaksızın kullanmalarından kaynaklı el atmalarının önlenmesine yönelik açtığı davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen “Dürüst Davranma” kuralına aykırılık teşkil ettiği…”

Fiyat Farkı Alacağının Tahsili İstemi Dürüst Davranma Yargıtay Kararı

  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2004/7574 E., 2005/1576 K. sayılı kararına göre,

Mahkemece yapılması gereken iş; taraflardan delillerini isteyip toplamak, bundan sonra gerek duyulursa yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak davacı isteminin somut olayın özelliğine göre dürüst davranma kavramı kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirmek, bu sonuca ulaşılırsa yüklenicinin kararname hükümlerince isteyebileceği fiyat farkını hesaplatıp, yüklenici tarafından hak edişlerle tahsil edilen uygulama yılı fiyat farkları düşülmek suretiyle, değerlendirme yapılıp hüküm altına almaktan ibarettir.

Stj. Av. Gözde Günel
Av. Serhan Cantaş

Blog Yazılarımız: TMK Madde 1 – Hukukun Uygulanması ve Kaynakları Nelerdir?